KETOJENİK DİYET

KETOJENİK DİYET

Diyet

Ketojenik diyet; günlük diyette yüksek yağ, düşük karbonhidrat ve günlük ihtiyaç kadar protein alımına dayanan bir diyet yöntemidir.

Ağırlıklı Epilepsi hastalığının beslenme tedavisinde kullanılıyor olup, sonrasında obezite tedavisinde de etkili sonuç alındığı görülüp bu alandada uygulanmaya başlanmıştır.

Bu diyetteki temel amaç; vücuda kısıtlı karbonhidrat alımı ile pankreas hormonlarından biri olan insülin hormonunun aktivasyonunu azaltarak karbonhidrat metabolizmasını arka plana atmak ve vücudun daha hızlı yağ yakması için karbonhidrat metabolizmasından sonra devreye giren yağ metabolizmasını devreye sokmaktır.

Karbonhidrattan fakir beslenen vücut; kaslardaki glikojen depolarını boşalttıktan sonra vücutta fazla depolanan ve kilo artışına neden olan beyaz yağ dokusunu enerji olarak kullanmaya başlar .  Kaslardaki glikojen depolarının boşalması ve yağ yakımının başlaması diyetin şiddetine ve kişiye göre farklılık gösterir. Bu yüzden yağ metabolizmasının devreye girmesi ortalama 3-7 gün arası sürebilir.

Yağ metabolizmasının devreye girmesi için günlük maksimum 30 g karbonhidrat alınması ve yağ- protein dengesinin oldukça iyi ayarlanması gerekir. Dengeli planlanmış ketojenik diyette yağ yakımı 3-7 gün arası başlar ve parçalanan yağ hücrelerinden keton cisimcikleri açığa çıkar. Diyetin adı da buradan gelmektedir. Açığa çıkan bu cisimcikler idrarla dışarı atılır ve idrarda asetona benzer ağır bir koku gözlemlenebilir. Aynı zamanda açlık olmamasına rağmen daha çok diyabet hastalarında rastladığımız ağız kokusu, vücut kokusu da ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde hipoglisemi, halsizlik, uyku hali gözlemlenebilir. 5 ve ya 6 günden sonra kabızlık şikayetleri nüksedebilir. Bir süre sonra halsizlik, uyku hali geçer ve vücut bu dengeye alışır. Su kaybının yaşanması yüksek ihtimaller dahilinde olacağından bol su tüketimi önemlidir.

Diyette günlük enerjinin en az %70 inin yağlardan alınması , en fazla 30 g karbonhidrat tüketimi ve vücudun ihtiyacı kadar protein tüketimi ketozisin devreye girmesini sağlayacaktır.

Hedef kitlenin yağ dokusu olduğu bu diyette incelme de daha fazla olacaktır. Ancak birçok besin grubunun kısıtlanmasından dolayı uygulaması kişiyi biraz zorlayabilir.

Karbonhidrat metabolizmasının devreye girmemesi için içeriğinde karbonhidrat barındıran besin gruplarının çoğu ya direkt diyetten çıkarılır ya da az miktarda yer verilebilir. Diyette günlük alınması gereken enerjiye bağlı olarak ; ekmek, pilav, makarna, kurubaklagil gibi tahıl grupları, meyve, patates, havuç, bezelye gibi lifli besin grupları, süt, yoğurt, kefir gibi karbonhidrat içeren süt ürünleri diyetten çıkarılır ve ya diyetin müsaade ettiği miktarda süt ürünü ve glisemik indeksi düşük meyveler yer alır. Diyetin daha iyi sonuç vermesi ve tüketilen yağ grubunun daha çabuk enerjiye dönüştürülmesi için özellikle orta zincirli yağ asitlerinden zengin bir diyet listesi planlanması önemlidir.

Bu diyet yöntemi kısıtlı bir süre uygulanmalı ve sonrasında mutlaka tüm besin grupları günlük beslenmede yer almalıdır. Hamileler, emziren anneler, Tip1 ve Tip2 diyabet hastalarının bu diyet yöntemini uygulamaları sakıncalıdır. PCOSi insülin direnci, epilepsi gibi rahatsızlıkların tedavisinde pozitif sonuç verdiği bir çok çalışmada mevcuttur.

Sosyal Medya’da Paylaş;
15.10.2020

E-BÜLTEN

Kampanya ve Paketlerimizden Haberdar olmak için kayıt olun !